top of page

Düşmek Bir Yenilgi Değil, Öğrenmenin Ön Sözüdür


"Neden yetişkin olduğumuzda düşmekten utanırız? Oysa bebekken her düşüş, bir sonraki adımın müjdecisiydi..."


Hayata gözlerimizi açtığımız o ilk anı hatırlamıyoruz belki ama ruhumuz o anın sözleşmesini çok iyi biliyor. Doğum, dışarıdan bakıldığında doktorların telaşı ve bir bebeğin ağlaması gibi sıradan bir olay gibi görünse de, aslında ruhun dünya ile yaptığı sessiz bir anlaşmadır.


O gün, henüz adını bile koyamadığımız bir söz veririz hayata: "Yürüyeceğim.".


Bu yolculuğun en ilginç yanı, hayatın bizi çok erken eğitmeye başlamasıdır. Daha konuşmayı bilmeden yalnızlığı tanır, daha yürümeyi bilmeden dünyanın ağırlığını hissederiz ve en önemlisi, dengemizi kaybedip popomuzun üzerine düştüğümüzde hayatın ilk büyük dersini alırız.


Bir bebek düşünün... Yürümeye çalışırken defalarca düşer. Canı acır mı? Evet. Korkar mı? Hem de nasıl. Ama kimse ona dönüp "Neden düştün?", "Kendine bakamıyorsun!" demez. Çünkü o evrede herkes bilir ki; düşmek, öğrenmenin ön sözüdür.


Peki, biz büyüdükçe ne değişti?


Yetişkin olduğumuzda bu basit denklemi bozuyoruz. Fiziksel veya duygusal olarak tökezlemeyi bir "zayıflık", başarısızlığı bir "yetersizlik" olarak görmeye başlıyoruz. Oysa insanın içindeki yaşam gücü, yere yapışmayı kabul etmez. Ruhumuzun programında yerde kalmak yoktur; kalkmak insana yakışır.


Resim: Merve Kaşkaya
Resim: Merve Kaşkaya

Acı, Bizi Büyütmek İçin Gelir.


İlk çocukluk yıllarında acıyı tehdit sanmazdık. Dizimiz kanadığında sadece "geldi ve geçiyor" derdik. Ancak büyüdükçe acıdan kaçmayı, saklanmayı, hatta acı çektiğimiz için utanmayı öğrendik.


Muavin kitabını yazarken şu hakikati sıkça hatırladım: Acı, büyütmek için gelir. Rüzgârın sert estiği yerde kökleri daha güçlü olan ağaçlar vardır. İnsan da öyledir; acı çekmeden büyüyemez, büyümeden yürüyemez.


Bugün hayatınızda bir şeyler ters gidiyorsa, bir "düşüş" yaşıyorsanız, kendinize o ilk bebeklik cesaretinizi hatırlatın. Çünkü yolculuğun bazı sırları vardır ve bunlar doğumdan itibaren kulağımıza fısıldanmıştır:


  • Hayat kendiliğinden dengeli değildir; dengeyi arayan insandır.


  • Düşüşler, büyümenin görünmez kapılarıdır.


  • Kalkmak bir seçimdir; seçim insanı insan yapar.


Yolculuk uzun, bazen yorucu ama bir o kadar da anlamlı. Bebekken attığınız o ilk sessiz imza hâlâ geçerlidir: "Bu hayatta yürüyeceğim.".


Düştüyseniz, utanmayın. Kalkın. Çünkü yol devam ediyor.


Vesselam....


Bu yazı, yakında raflarda yerini alacak olan "MUAVİN" kitabının "Yolculuğun İlk Adımı" bölümünden esinlenerek kaleme alınmıştır.

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
ATMOSFERİN İNSANIN YAYDIĞI GÖRÜNMEZ HAKİKAT

Merhaba, Geldiğin için Teşekkürler

Okurken kendinden bir şeyler bulduysan ve içinde bir kıpırdanma olduysa yazı amacına ulaşmış demektir.

Yeni Maceralardan Haberdar Olmak İçin

  • Facebook
  • Instagram
  • Twitter
  • Pinterest

Aklından Geçenleri Bana Gönderebilirsin

© 2025 by Serdar

bottom of page